Daha Durun

Ben görmem sanmıştım

Aslında herkes görürmüş

Gerçek o kadar büyülü bir gerçekmiş ki

Görene kadar kimse inanmazmış

Beşinci mevsimmiş

Yapraklar yağarmış bulutlardan

Küçük küçük şemsiyelerle kurbağalar

Süzülürlermiş gökyüzünden

Göllere, ırmaklara inerlermiş

Onüçüncü aymış gerçeklerin

En ama en gerçeği

Zaten gözümüzden en ırak olanlar

En gerçek olanlar değil midir?

Melekler onüçüncü ayda doğarmış

Sahi, biz pek körmüşüz…

Hiç düşündük mü hiç melekler ne zaman doğmuş?

Gökyüzü konuşurmuş

Hep bilirim gökyüzünün sevdikleri olmuştur

Sevdikleri açmasını isterse açarmış

Yağmasını istediklerinde yağarmış

Gökyüzü bana hiç adaleti göstermedi

Ama sevgiyi kimin öğrettiğini sorarsanız

İşaret parmaklarım yukarıyı gösterir

Sudan insanlar yürürmüş deniz üzerinde

Geceleri dans ederlermiş suyun renginde

Dikkatli bakmadan görülemezmiş

Sadece sevdiklerine görünürlermiş

Ağaçlar, yürürlermiş!

Gece ışığında körebeyi, saklambacı,

Meğerse insan ırkına ağaçlar öğretmiş

Ormanın en bilgesi aslan değil, çınarmış

Her ormanda bin yaşında bir çınar varmış!

Çınar elindeki kitabı kapayıp rafa kaldırdığında

Ormanın vakti dolar, yangın başlarmış

Ateş, kendisi yanarmış ve sönermiş

Ama!

Kendisi yandığında bir karıncayı bile

İncitmezmiş

Durun daha, durun

İnanamayacaksınız!

Dünya yuvarlak diyenler de düz diyenler de

Yalan yanlış söylerlermiş

Dünya tersmiş!

Köyünden yolculuğa çıkıp

Kutup yıldızını rehber edinirsen

Köyüne geri ulaşmazmışsın!

Köyün sana ulaşırmış!

Biz kendimizi her köye ulaşanın biz olduğuna

İnandırırmışız

Mutlu olduğumuza inandırırmışız

Üzüldüğümüze

Durun daha durun

İnanamayacaksınız!

Biz kalbimizi, aşka inandırırmışız!

Biz daha ölümü inkâr ederken

Biz köyden köye yürümeye

Yolculuk dermişiz

Yahu biz ne edermişiz?

İnandıklarımız, aslında inanmadıklarımız olsaymış

Sevmediklerimiz aslında sevdiklerimiz,

Bütün bu görmediklerimiz, inanmadıklarımız

Bize sonsuz armağan sanırmışız!